Hangi Filmlere Gidiyoruz/rakamsal yorumlar.
29/10/2008 · Kategori: Sinema
Hangi Filmlere gidiyoruz?

Türk sinemasının eski şaşalı günlerine dönüşü mü gerçekleşiyor?. Her geçen sene gişe rekorları Türkiye için geliştiriliyor. 70 milyon nüfuslu bir ülke için en fazla izlenen filmin seyirci sayısı 4 milyonun biraz üzerinde. Tüm ülke için en fazla ilgi çeken film, toplam nüfusun %6 sına denk düşüyor ki, bu sayının aslında sinemayla çok da ilgili olmadığımızı, yada ilgilenen kesimin aslında bu 4 milyon civarında olduğunu göstermektedir. Sayıların her geçen sene artmasını çekilen filmlerin kalitesine bağlayamayız. Şöyle ki, listenin ilk 2 sırasında yer alan “Recep İvedik” ve “Kurtlar Vadisi Irak”ın seyirci potansiyellerinin aslında bir sinema filminden ziyade televizyon seyircisini oluşturduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Türkiye için artık bir efsane haline gelen Kurtlar Vadisinin Türkiye’de en çok gişe hasılatını yapamamasının en büyük nedeni,orta yaş gurubu izleyicisinin aslında sinemadan çok uzak olması ve küçük şehirlerde sinema kültürünün yerleşmemiş olmasına bağlanabilir. Şu an Şahan Gökbakar’ın elinde olan rekorun eğer böyle bir kültür yerleşmiş olsaydı Kurtlar Vadisinden alması oldukça zor olacaktı. 2 filminde ortak özellikleri kitlelerini televizyondan sağlamaları. Kurtlar Vadisi ağırlıklı olarak erkeklerin oluşturduğu seyircisinden kazanırken büyük şehirler dışında 35 yaş üstü seyirciyi fazla bulamamış olmasıyla rekorunu Recep İvedik’e kaptırdı.Recep İvedik ise daha çok genç nüfus ve Kurtlar Vadisinden artı olarak bayan seyircileri de sinema salonuna çekmesiyle Türkiye’nin şu anda gişe şampiyonu konumunda. Filmin yeterlilikleri bir başka yazıda tartışılacaksa da şu an tartışılamayacak olan; zirve Recep’in.
Gişe yapan filmlerin birbiriyle yarışmalarını sinema salonlarının artması, genç nüfusun nüfustaki oran fazlalığı ve tabi ki filmlerin tanıtımlarının artık çok iyi yapılmasına bağlayabiliriz.Şu an da televizyon seyircisiyle liste başı ilk 2 oluşmuş olsa da listenin devamında Cem Yılmaz’ın Türk bilim kurgusuna kazandırdığı “G.o.r.a” takip ediyor. Yaşadığı talihsizlikler filmin biraz şansı biraz da şanssızlığı olsa da 4 milyona ulaşabilen 3.film ki bir zamanlar gişe rekortmeni de Cem Yılmaz’dı. O şimdi tekrar rekor için saldıracak, 2009’u G.O.R.A-2 için bekliyoruz.
Listenin 4 numarasında Türkiye’de en fazla kişiyi ağlatma rekorunu elinde bulunduran Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum” u var. Çağan Irmak kendine ait bir sinema dili oluşturuyor. Tekrar bu kadar hüznü bir araya eklemeden liste başı olmak için oynarsa, o kadar millet otobüslerde verilen filmlerde ağlamak zorunda kalmaz. Bunu başarabilmek gerçek bir başarıdır ki, o da hak ettiklerini aldı. 3 milyon 800 bin civarında seyirciye bir politik-dram filmiyle ulaşması aslında onu bir başka kategori de 1. yapıyor.
Listenin 5 ve 6. sı Yılmaz Erdoğan’ın “Vizontele”lerinde. İlk filmin ikincisine 500 bin fark atması aslında bir başarıya işaret eder ki, devam filmleri azalan seyirciyle yoluna devam eder, Yılmaz Erdoğan çok fazla kitlesini kaybetmiş diyemeyiz. İlk 10 içerisinde 3 filminin olması Yılmaz Erdoğan’ı da bir başka kategori de liderliğe taşıyor ki, en çok kendini izleten şu anda o.
Sinema seyircisinin en fazla tercihinin komedi filmlerine yönelik olmasının aslında sinemayı çok fazla derinlemesine değil de, mümkün olduğunca eğlendirici bir araç olarak görmemizden kaynaklı olabilir tabii ki, sanatın içerisindeki beğenilerin puanlanması yada gişe üzerinden sanatsal içeriklerin belirlenmesi yapmayacağımız yanlışlar olacak. Sosyal olarak sürekli bir buhran halinde olmamız komedi Türünü Türkiye’de her zaman iş yapan bir tür haline getiriyor.Türkiye’nin ilk 10’un 6 film komedi türünü kendine seçmiş ve gişe başarısı göstermişler. Eşkıyanın 1996 yılında 2.5 milyon seyirci başarısı ise göz ardı edilmemesi gereken, hem tür hem oyunculuk hem hikaye olarak çok da fazla medya desteği olamadan ulaşması-1996’dan yola çıkılarak onu da gönüllerde bir başka liderliğe, aslında Türk sinemasının tekrar dirilişinin miladına yerleştirir.
Film | Gişe: |
1-Recep İvedik (2008) | 4.301.641 |
2-Kurtlar Vadisi Irak (2006) | 4.256.566 |
3-Gora (2004) | 4.001.711 |
4-Babam ve Oğlum (2005) | 3.837.876 |
5-Vizontele (2001) | 3.308.320 |
6-Vizontele Tuuba (2004) | 2.894.802 |
7-Titanik (1998) | 2.844.022 |
8-Organize İşler (2005) | 2.617.452 |
9-Hababam Sınıfı Askerde (2005) | 2.586.132 |
10-Eşkıya (1996) | 2.572.287 |
Kaynak:www.sinematurk.com
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Wall-E
14/10/2008 · Kategori: Sinema
Wall-E’nin elinde gezegenin geleceğinin anahtarının olduğunu keşfeden Eve, artık başka bir gezegende yaşayan ve dünyaya güvenlik içinde geri dönüş haberini heyecanla beklemekte olan insanlara bu bilgiyi rapor etmek için müthiş bir uzay yolculuğuna çıkar. Ancak Wall-E’ de boş durmamış, çok beğendiği Eve’in peşine takılarak onunla birlikte galaksiye açılmıştır. Beyazperdedeki gelmiş geçmiş en heyecan verici ve en yaratıcı komedi macerası böylece başlar.
Daha önce “Kayıp Balık Nemo”(2003) ve “Bir Böceğin Yaşamı”(1998) gibi filmlerin de yönetmenliğini ve senaristliğini üstelenen Andrew Stanton yine muhteşem bir animasyona imza atmış. Aslında ciddi anlamda “Aslan Kral”la(1994) birlikte başlayan kaliteli animasyon furyasının nirvanası bence Wall-e. Birçok başarılı animasyona imza atan ve neredeyse bir tekel haline gelen Pixar ve de Walt Disneyin birleşmesi ile ortaya bu olağanüstü yapım çıkmış. Şu an birçok ciddi sinema sitesinde ve İmdb’de puanı birçok kült filmi geçmiş durumda. Ben bu durumu filmi izlemeden önce biraz garipsedim aslında; çünkü sonuçta bu bir animasyon ve izlediğim en iyi animasyon “Ige Age”di ancak o bile sinema tarihine geçmiş kült filimler kadar takdir edilesi bir film değildi. Ancak bu düşüncem Wall-e’yi izlemeye başladığım 40 dk lık sürede tamamıyla değişti. Çünkü filmin hemen başında tanıştığımız Wall-e’ye tasarımcılar o kadar insansı bir yüz ifadesi katmış ki bir süre sonra onun bir robot olduğunu unutup inanılmaz mimik kabiliyetine sahip çok başarılı bir komedyen izlemeye başladığınızı düşünüyorsunuz. Sadece iki adet göz yardımıyla, sakarlığa dayalı bir komediyle, film sizi hemen içine çekiyor. Asıl inanılmaz olan ise şu ki siz filmin esiri olurken tek bir cümle bile duymayacaksınız ve bundan hiçte rahatsız olmayacaksınız. Kendinizi Wall-e, küçük hamam böceği dostu ve biricik aşkı Eve’nın kollarına bırakacaksınız.
Puan:10/9,5Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Son Osmanlı/Yandım Ali
13/10/2008 · Kategori: Sinema

Künye:
Yapım :2006/Türkiye
Yönetmen: Mustafa Şevki Doğan
Görüntü Yönetmeni: Zekeriya Kurtuluş
Süre:120 dk.
Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu,Cansu Dere,Emin Boztepe,Engin Şenkan
Film 1. Dünya Savaşının hemen ardından İstanbul'un işgaliyle beraber başlıyor. Yandım Ali'nin(Kenan İmirzalıoğlu) kumar masasında ortalığı dağatması ile ilk start veriliyor. İstanbul'un işgal altında olduğu yıllarda geçen filmde, Kurtuluş savaşının tohumlarının atıldığı döneme ait izler, Yandım Ali'nin aşk maceraları etrafında, milliyetçi bir kokuyla sunulmuş. Öncelikli olarak filme gerçekten çok özenilmiş, mekanların seçimi, makyaj çok başarılı. Filmin belkide en güzel yanı mekanların anlatımı olmuş.Bir anda eski İstanbul'da tura çıkmış gibi oluyorsunuz.M.Kemal'in makyajı da izlenildiğinde şaşırtıcı derecede başarılı. Film Kurtuluş Savaşının kenarda kalmış bir izi gibi başlıyor. Yalnız aynı süreklilik tüm filme yayılabilmiş değil. Kenan İmirzalıoğlu önde bir takım adamlar arkada sürekli bir koşturmaca var. Amerikan filmlerinin meşhuur arabalı sahneleri, eski İstanbul sokaklarına uyarlanmış gibi. Bunun yanında Yandım Ali ittihatçımıdır, askermidir,efemidir derken, Osmanlı Kazanovası haline geliyor ki, Kenan İmirzalıoğlu hayranları düşünülerek konulmuş sanırım.Başrolünüz Kenan İmirzalıoğluysa ve gişe istiyorsanız atlanmaması normal karşılanabilir tabii. Zaman Osmanlının çöküş zamanı olduğu için beslendiği en başta öğe milliyetçi fikirler olarak gösterilmiş, yalnız bunlar göze sokulur bir halde. Evet, bakınız, işte Kurtuluş savaşı tam böyle başladı, göremeyeneler için bir daha bir daha der gibi. Film'in ne zaman bitirileceğine de bir karar verilememiş, ha finali, ha sonu derken 3-4 final sahnesiyle beraber ilerliyor. Senaryonun gideceği yer tam belli değil, ana karaktere yüklenen kaba kuvvet filmin aslında temelini oluşturması, biraz sığ bir film yapmış.Senaryoyu bir öykü üzerine oturtmak filme bir anlam katabilirdi ki, 3-4 farklı konu verilmeye çalışıldığından odak noktası zayıf kalmış durumda.Çokmu olumsuz derseniz kesinlikle değil, özellikle sinema için yapılmış bir film.Film karesindeki başarı bile sadece filmi izlemek için yeterli.
Puan:10/7
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::
