Türkiye Basın özgürlüğünde 102.

23/10/2008 · Kategori: Haber


"Merkezi Fransa’da bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün endeksinde 173 ülke basın özgürlüğü açısından değerlendiriliyor. Kriterler, gazetecilere yönelik saldırılar, öldürülen veya hapsedilen gazetecilerin sayısı, sansür, medyada tekelleşme, devletin rolü ve internete erişim. Bu verilere göre, özgür basın liginde Avrupa ülkeleri önde.

Basın özgürlüğünde ilk 3 sırayı İzlanda, Lüksemburg ve Norveç paylaşıyor.
Geçen yıla göre, 5 basamak tırmanan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti listenin 53. sırasında.

Türkiye ise bir basamak geriledi ve Ermenistan’la 102. sırayı paylaştı.
Türkiye basın özgürlüğünde, Namibya, Gana, Burkina Faso gibi Afrika ülkelerinin yanı sıra, Katar, Bahreyn ve Kuveyt gibi Ortadoğu ülkelerinin de gerisinde kalıyor.

Türkmenistan, Kuzey Kore ve Eritre de yine listenin dibinde.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne göre, basın özgürlüğünü sağlamada, “ekonomik refahtan” çok “barış ortamı” etkili oluyor.
11 Eylül saldırıları sonrasında “terörle mücadele” adına alınan önlemlerin basın özgürlüğünü kısıtladığı, “dini ve siyasi” tabuların da giderek daha fazla baskı oluşturduğu vurgulanıyor."

Kaynak:www.ntvmsnbc.com

AB müzakere süreciyle beraber özellikle son 5 yıl içerisinde(2003-2008) demokratikleşme programları ile bazı yasal düzenlemelere gidildi.Bu düzenlemlerin demokratikleşme süreci olarak çok da hızlı yol alamadığını söylemek çok güç olmaz sanırım.

Sınır Tanımayan Gazetecilerin endeks oluştururken açtıkları başlıkları kısaca detaylandırmaya çalışırsak eğer, 102. sırada olmamızın çok da şaşırtıcı olmayacağını da görebiliriz. Gazetecilere yönelik saldırıların kişisel olarak bir şiddet olayı olmasıyla beraber haberin kullanımın kitlesel olarak düşünülmesiyle aslında bir gazeteciye yapılan saldırının kitlesel bir saldırı olduğu açıktır.Haberin engellenmesini yada doğru okunmasını engellemeyi kitlesel bir saldırı olarak görememek aslında haberi engelleyenin amacına ulaşmasını beraberinde haberi engelleneninde kişilik haklarına yapılan saldırıyı görememesini getirir.Sadece fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da yapılan saldırılar, kamuoyunu da aynı baskının altına almış olacaktır ki, bu baskıyla hem devletin hemen-hemen her kurumu için yapılan haberlerin içeriğinde yapılan soruşturma ve incelemelerde görmekteyiz.Bir örtbas etme, üstünü kapatma sürekli olarak savunma mekanizması olarak yerleşmiş durumda.Anayasadaki düzenlemelerin bir türlü yapılmaması, basın özgürlüğünün içine pek tabii ki düşünce özgürlüğünü çok rahat ekleyebileceğimiz kişisel hak ve özgürlüklerin hala olması gereken düzeyde olmadığı bir ülke ortamı yaratmıştır.


Endeks de geçen ve dikkat çekilmesi gereken belki bir diğer konu da medyadaki tekelleşme.Star ve Atv gruplarının yeni 2 sermaye tarafından yönetimi ki bir tanesi zaten medyanın en büyük patronu konumunda, tekelleşmeyi ortaya çıkardı.Aslında en tehlikelisi olan medya da tekelleşme, biraz dikkatle nasıl bir manipülasyon ve yönlendirme içerisinde olduğumuzu rahatça gösterilebilir durumda. Yönlendirmenin sadece devlet tarafından sağlanması gerekmez. Çıkar grupları kendine ait yönlendirmeyi, bir ezberi o kadar rahat kitleye ulaştırıyor ki, bu çemberden kaçmak neredeyse olanaksız.Sansür ve engeller, kimi internet sitelerine ulaşımın engellenmesi ise su kaçırdı desek az olmayacak konumdadır.

Demokratikleşmenin en uç noktası tekrar en ilkel zamanına dönmek olsa gerek.Yazarlara, gazetecilere, karikatür dergilerine açılan tazminat davalarının  çokluğu, aslında sansürün, psikolojik baskının bir başka türüdür.Seneye haberde geçen yerimizin çok da yukarılar olmayacağını söylemek, eğer ki düşünsel olarak bir devrim yapılmazsa pek de zor değil.     

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!Arkadasina Gönder!

0 yorum yazilmistir

« Önceki :: Sonraki »